Kişiye göre değil herkes için adalet!

Türk Ceza Kanunu, 26 Eylül 2004 tarihinde kabul edilen ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı ceza kanunudur.

Amacı; "kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir".

Hal böyle iken hukuk devletlerinde kişiye ya da kuruma özel bir karar çıkmaz…

Herkes için aynı maddeler geçerlidir, geçerli olmalıdır.

Çok uzun bir süre gazeteci olarak adliye muhabiri yapmış birisi olarak özellikle ‘Ağır Ceza’ davalarının ceza oranlarını da az çok biliyorum…

Yüreğimizi ne kadar yaralasa da ‘İndirim’lerin nedenlerini de bilenlerdenim…

                                             ***

Türkiye’de son yıllarda belki de en çok tartışılan konuların başında ‘Hukuk’suzluk kavramı geliyor.

Birçok kişi ‘Hukuk’a ve ‘Adalet’e güvenmiyor.

Kişiye ya da kuruma göre cezaların verildiğine inanıyor!

Her ne şartta olursa olsun ben hala hukukun üstünlüğüne inanmak isteyenlerdenim…

Fakat unutmamak gerekir ki;

‘Geç gelen adalet, adalet de değildir.’

Ancak artık ne hikmetse ‘Sosyal medyadan’ gelen tepkilere göre bile kararlar gözden geçirilebiliyor.
Eğer ki çok ses çıkmışsa en azından ortalık duruncaya kadar ‘Tutuklamalar’ görüyor, duyuyoruz.

Bu kararlar da Türkiye’yi adeta ikiye bölüyor;

‘Destekleyenler’, ‘Desteklemeyenler’ olarak…

                                             ***

Oysa ki;

Türkiye bir hukuk devletidir ve hukuk da herkes için eşittir…

Türk Ceza Kanununa göre suçlar ve cezalar bellidir.

Ha şuan ki kanunda eksikler, açıklar yok mudur?

Bu tartışılır, eleştirilir…

Bunun örneğini de dün Gülşen’in tutuklanmasıyla birlikte gördük…

4 ay önceki bir konserde söylediği sözlerin videosu kısa sürede infial yarattı.

Birçok kesim yapılan açıklamaya tepki gösterdi, bazı dernek ve STK’lar adliye koridorlarına gitti, suç duyurularında bulundu.

Peki bu sözleri söyleyen Gülşen, haklı mı?

Haklılığını savunanı görmedim, zaten savunulmamalı da…

                                             ***

Sonuçta söylenen sözler bir kesimi incitebilecek, kızdırabilecek sözler…

Müslüman bir ülkede ‘Din eğitiminin verildiği İmam Hatip’liler için söylenen sözler çirkin…

Hal böyle olunca da onlarca dernek yöneticileri bir bir adliyeye gitti, açıklamalar ve suç duyuruları birbirini kovaladı…

Tepkiler öylesine büyüdü ki, gözaltına alındı.

Aynı gün içerisinde cumhuriyet savcısına sevk edildi, sonrasında da mahkemeye…

Açıkçası mahkemeye sevk edilme nedeni olan “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu”…

Yani Türk Ceza Kanunu’na göre 216. Madde…

Ve bu maddenin cezai müeyyidesi de;

Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

                                             ***

Kısaca Gülşen için mahkeme en az 1 yıl, en fazla ise 3 yıl hapis cezası verebilir.

Bunu ben değil, Türk Ceza Kanunu söylüyor.

5 yıldan az (Eski başka bir suçtan hapis cezası yok ise) cezalar ise ülkemizde denetimli serbestliğe çevriliyor, kısaca adli kontrole bağlanıyor.

Mahkemenin verdiği karar doğrultusunda kişi imza atıyor, belki yurt dışına çıkamıyor!

Fakat Türk Ceza Kanunu böyle söylerken Gülşen tutuklanıyor!

Gülşen’i koruduğumdan ya da savunduğumdan, sözlerini tasvip ettiğimden böyle bir şey söylemiyorum.

Bunun kararını zaten ben vermiyorum, Türk Ceza Kanunu söylüyor.

                                             ***

Hal böyle olunca insanın aklına birçok şey geliyor…

Karısını, sevgilisi, birlikte yaşadığı kadınlarını dövenlerin bile serbest kaldığı;

‘Bir kereden bir şey olmaz’ denilerek kapatılan cinsel istismarların;

Hayvanlara tecavüz edenlerin serbest bırakıldığı;

‘Bana zarar verecek’ diye onlarca şikayet dilekçesi bulunanların bile tutuklanmadığı;

Kadınlar için onlarca söylenen sözlere rağmen soruşturma izninin bile çıkmadığı ülkemizde;

Bu tutuklama (Bana göre değil) TCK’ya uygun değil…

Velhasıl kelam;

Gülşen kesinlikle yanlış yapmış, söylenmemesi gereken sözler sarf etmiştir.

Fakat söylediği sözler ve eylem tutukluğu gerektirecek bir suç da değildir!

 

DİPNOT;

Mevzunun aslında Gülşen ile bir ilgisi de yok…

Türk Ceza Kanunu, kişiye ya da kuruma göre şekillenmemelidir.

Hukuk ne diyorsa, herkes için geçerli olmalıdır.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Yalçın Aksan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi