Hakkınızı helal eder misiniz?

Öncelikle keyifli huzurlu ve sağlıklı bir ramazan geçirelim hep beraber…

Malum, yaşadığımız süreçlerde çok fazla can sıkıcı, üzücü haberlerle karşı karşıyayız. Tam birini sindirirken diğeri geliyor arkasından.

Gündem de yoğun; seçim öncesi kulisler, kim ne yapacak, kimler aday adayı, kimler listelerde olacak mevzuları da var.

Dünya telaşı bitmez hepimizin bildiği üzere…

Tabi herkesin dile getirdiği gibi, deprem kıyametinden sonra, herkesin kenetlenmesi, bölgeye yapılan destekler, deprem mağdurlarının göç ettiği illerde onlara el uzatılması, maddi manevi desteklerle yaraların sarılmaya çalışması da, bu kadar bireyselleştiğimiz bir zamanda umut vericiydi.

Herkes bir ucundan tuttu meselenin, bu da iyi hissettirdi herkese, konuştuğum herkes bir şey yapmanın, işe yaramanın, acıyı hafifletmenin, psikolojisine iyi geldiğini ifade etti çünkü.

Sevgili Cemal Nur Sargut Hoca hep şunu der videolarında “ insanlara hizmet edebildiğiniz kadar edin çocuklar, en büyük ibadet bir başkasına hizmet etmek”.

Bu arada Cemal Nur Hoca dan haberdar olmayanlar varsa, videolarını izlemelerini öneririm. Ben her canım sıkıldığında, öfkelendiğimde, üzüldüğümde, üzdüğümde açıp izlerim, iyi de gelir. Her şeyin, hepimizin geçiciliğini hatırlatıyor çünkü. Hoca, Tasavvuf ve İslam araştırmacısı.

Geçiciliği, ölümün yanı başımızda olduğunu geçen haftalarda bir kez daha hatırladım ben ve çevremdekiler. İzmit Kent Konseyi Genel Sekreteri  kıymetli abimiz, yol arkadaşımız Hüseyin Doğan’ı kalp krizi ile kaybettik. Birkaç saat önce uğraştığı, emek verdiği, zaman harcadığı gönüllü olduğu işlerin başındayken, ertesi günün planı yapılmışken  aramızdan ayrıldı. Yukarıda hizmet etmekten bahsettim ya, gördüğüm takip ettiğim duyduğum kadarıyla elinden geldiğince  hizmet edenlerdendi. Yattığı yerde huzur bulsun, ailesine de sabır diliyorum bolca.

Konudan konuya atlıyormuşum gibi oldu belki okuyanlar için ama birazdan yazacaklarımla aslına konunun tam da merkezinde olduğumu anlayacaksınız.

Evet, depremin ilk zamanlarında hepimiz seferber olduk, ağladık üzüldük, herkes karınca kararınca elini uzattı deprem bölgesine ya da bölgeden ilimize gelenlere, bir ton para toplandı, eşya kıyafet toplandı, insanlar belli sürelerle bedava evlerini verdi deprem mağdurlarına. Bunların hepsi harika gönül büyüklüğüyle yapılan aksiyonlar. Yaradan elini uzatan, evini eşyasını parasını şefkatini, zamanını paylaşan herkesten razı olsun.

Özellikle bizler de deprem felaketini yaşadık dedik, en iyi biz anlarız dedik, diğer illere göre daha destektik bu evini, canını, malını, parasını kaybetmiş insanlara, öyle de olmalıydı zaten. Bu coğrafyanın insanı, acıya saygı duyar, mağdurun yanında olur, vicdanıyla gönlüyle sarar sarmalar herkesi dedik. Toplumun büyük çoğunluğu böyle davrandı da.

İlk bir ay kenetlendik, çabaladık, çok fazla duygu yoğunluğu yaşadık, evimizdeki eşyaları boşalttık, dolaplarımızı boşalttık yardım için; sonrasında her acıya alıştığımız gibi alışmaya başladık, zaten öyle de olmalıydı, öyle de olacaktı. Normalleşme deniyor ya, normalleşmeliydik de.

İstanbul deprem senaryolarının hemen her gün evimizde, medyada konuşulduğu, herkesin kendince tedbir aldığı günler geldi sonra, kimimiz başında düdükle yattı, yatıyor, kimi su koyuyor başına, kimi yaşam üçgeni için eşyalarının yerini değiştirdi, kimi arabasını açık alana park ediyor, çoğumuzun deprem çantası artık vardır herhalde. En azından bu kadar bilinçlendik yani. Enkazda kalırsak nasıl hayatta kalırız gibi küçük tefek önlemler alıyoruz. Can tatlı, alacağız tabi.

Şu an ilimizde evini riskli gören ya da evi gerçekten riskli olup da ev değiştirmeye çalışanlar  için iyi bir birikim lazım, kiralık ev bulmak kara borsa gibi zaten, bulsanız da aylık kirayı ödemek gerçekten dar ve orta gelirli için mümkün değil.

Biz de deprem riskli evde oturuyorsak şu an, alabileceğimiz en iyi önlem  düdük, su,  bisküviyi yakınımızdan ayırmamak, telefonun şarjı hep dolu uyumak ve yaşam üçgenini deprem anında hatırlamak… Bir de merdivenlere yönelmemeyi unutmayalım lütfen!

Tabi  bunlar gece deprem olursa diye alınabilecek önlemler, gündüz  olursa eller havaya hepimiz için, kim neredeyse artık kaderine razı olacak.

Enkazda kaldıysak geri kalan kısım da kader artık. Yaradan hepimize ölümün de hayırlı olanını vermiştir inşallah.

İlimize gelen deprem mağduru ailelerden bir tanesine İzmit’te bir iş bulundu, Hatay’da ailelerini, arkadaşlarını, pek çok akrabasını kaybeden, evleri ağır hasarlı olan, işyerleri yıkılmak üzere olan bir aile, artık can bağım olan kardeşlerim bahsettiğim bu insanlar.  İki hafta boyunca durmadan kiralık ev aradılar, biz de bir taraftan aradık, ona buna şuna haber saldık. Kimi emlakçıdan kimi ev sahibinden evlere baktılar. İlk iki ev sahibi, memur dışında kimseye vermem dedi, iki ev sahibi bu insanları eve getirip kendi gelmedi işim çıktı diye. Geri kalan ev sahipleri de bu insanlara depremzede diye ev vermedi, tam bir emlakçı vasıtasıyla ev bulunmuştu, sözleşme imzalanacaktı ki ev sahibi vazgeçtim dedi;  şehir efsanesi değil bu, bizzat her gün şahit oldum mevzuya ve telefon konuşmalarına.  Bu arada bir dernek, bir yıl kiralarını ödeyecekti bu ailenin, buna rağmen ev sahipleri DEPREMZEDE ye İzmit’te ev vermedi. Bu aile Hatay’da evleri işleri olan kendi halinde yaşayan insanlardı, enkazda seslerini duyarak günlerce yardım gelsin diye o çaresizliğin içinde çabalayarak sevdiklerini bekleyen,6. Günün sonunda cenazelerini alabilen, cenazelerini enkazdan çıkan kıyafetleriyle toprağa vermek zorunda olan insanlardı.

Yaşadıkları bunca sıkıntının içinde, ilimizde yeni bir hayat kurmak için adım atan, yarın öbür gün şehirleri ayağa kalktığında dönmek için can atan bu insanları ilimize sığdıramadık, gittiler. Belki daha çok  böyle mağdur insan gitmek zorunda kaldı, fahiş kiralar ve daha da önemlisi “depremzedeye ev yok” mantığı ve vicdansızlığı insana düşündürtüyor açıkçası.

Depremzedeler maalesef ki kiracızede oldu ilimizde.

Depremzedeye evi parasıyla kiralamayan, bir nevi deprem mağduru insanları aşağılayan bu zihniyet acaba deprem olduğunda bir yardımda bulundu mu? Bulunduysa bu iki yüzlülük, bu samimiyetsizlik, bu  kibrin açıklaması var mı?

İstanbul depremiyle oturup yattığımız günlerde, evini  depremzede diye kiralamayan ev sahiplerinin yarın öbür gün bir depremle aynı durumda olacaklarını hiç düşünmemesi peki, bu kadar empati yoksunu olması mümkün mü?

Her felaketi, her mağduriyeti kolay unutuyoruz vesselam. Sözüm iyi niyetle can başla yardım edenlere değil elbette; ama  mış gibi yapan, kendi bencilliklerinde boğulan vicdansız insanlara…

Dünyanın öteki ucundan yardım gönderen, ülke içinde seferber olan, artık bireysel bir  felaket olmaktan çıkmış bu kıyamette hala küçük hesap yapan, ölmeyecekmiş hırsıyla yanımızda yamacımızda yaşayan bu insanlara biz toplum olarak

Hakkımızı helal eder miyiz peki?

 

Vicdanla,

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Güliz Yavuz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi

Anket Kimi Cumhurbaşkanı görmek istersiniz?
Tüm anketler