Sende Biliyorsun.. Ama!

Kıymetli Kardeşim,


Sen de biliyorsun ki; Allah, insanoğlunu daha yeryüzüne gönderirken "Bir kısmınız, bir kısmınıza düşman olarak ininiz yeryüzüne" buyurarak, imtihanın büyüğünün insanın hemcinsi ile olacağının ipuçlarını verdi.


Sen de biliyorsun ki; Allah "Biz kiminizi kiminiz için imtihan vesilesi yaptık ki bakalım sabredecek misiniz!" buyurarak, insanı insanla imtihan ederek, yapıp ettiklerimizi görüp, gözetleyip ve bir zaman sonra hesaba çekmek için kayda geçiyor.


İnsanın kainata gönderiliş gayesi imtihana tabi tutulmaksa, ve insanın imtihanı insanla olacaksa, ve bu imtihanın kaybedenleri ve kazananları olacaksa, o zaman bu durumda insanın iki taraftan birini tutması, o taraflardan birine mensup olması, iradi veya gayri iradi kaçınılmazdır.


Batının geçen yüzyılda yaymaya çalıştığı hümanizm, sözde insan merkezcilik, insan odaklılık samimiyetsizliği, acıktığı anda yediği helvadan putlardan sadece biri.


İcat edenlerin bile yürürlükten kaldırdığı bu yapmacık sevgi pıtırcıklığı, maalesef İslam dünyasının ciddi bir kesiminde hala cari.


İnsan muhakkak taraftır. Doğrunun, hakkın, güzelin yanında, yalanın, batılın, çirkinin karşısında taraftır.


Bu özellik her insan için bir değer iken, Müslüman için olmazsa olmaz bir meziyettir. Bu bağlamda Müslümanın yaşanan hiçbir hadise karşısında tarafsız olması düşünülemez.


Hele bir yerde zulüm varsa, orada tarafsızlık Cemil Meriç'in ifadesi ile "namussuzluktur."


Evet, sen de biliyorsun bunları.


Firavuna karşı olmanın yetmediğini, Musa'ya taraf olmanın gerektiğini.


İbrahim'i yakan ateşi söndürmeye takat yetiremezse bile, karınca misali tarafını belli etmenin karakterli bir duruş olduğunu sen de çok iyi biliyorsun. Biliyorsun ama... Ah, şu "ama"lar...


Bir asra yaklaşan bir zulüm serüveninin 6-7 Ekim'den bu zamana kadar eşiği ne kadar yükselttiği Avustralya'daki Aborjinlerin bile malumu.


Sadece son 5 ayda 11.500 çocuk, 8.000 kadın öldürüldü ve 10.000'e yakın insan enkaz altında kurtarılmayı dahi beklemiyor. Çünkü böyle bir arama kurtarma imkanı bile hayatta kalanların ellerinden alındı. Kalan insanlar ise açlıkla imtihan olunuyor. Çünkü zulmü yapanların müsaade ettikleri ölçüde gıda giriyor bölgeye.


İşte sen de biliyorsun ki; ortada kışkırtıcı, kabuksuz, katıksız bir zulüm var. Buna rağmen yaşananlara karşı "Ama" ile başlayan yüzlerce cevap ile zalime karşı duyarsızlığını tarafsızlık kılıfı ile mi perdeliyorsun?


Bu "Ama"lar bazen siyasi tarafgirlikten, bazen etnisiteden, bazen mezhep veya cemaat taassubundan veya değişik ideolojik saplantılardan mı kaynaklanıyor?


"E evet ama!"


Dur bir dakika!


"Ama" ile başlayan, fakat içini feraha kavuşturmayacak cevaplar vermeden önce biraz sorgulamak bu kadar zor olmasa gerek.


Ünlü bir düşünür şöyle der;


"Bir insanın zekası verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan anlaşılır."

Demek her şeye bir refleksle cevap vermek zorunda değil insan. Bunun yerine sorgulamak, sorular sormak, aklı, ruhu, kalbi tatmin edecek cevaplar aramak daha isabetli olacak.


Yine aynı düşünür şöyle der;


"Evrendeki en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir."


Tabii öncelikle sorgulamak temiz bir kalp, ihlas temelli berrak bir gönülle yapılmalı ki doğru neticeye ulaşmak mümkün olsun.


Bu da ancak pergelin sabit ucunu fıtrata yani İslami bir nazara sabitlemekle mümkündür.


Evet, bunlar hepsi senin için malumun ilanı. Fakat insana hatırlatmak fayda verir düşüncesiyle bildiğin halde tekrarlıyorum.


Tarih kaydetmeyi unutsa da, görevli şahid melekler bu zaman ve zeminde yapıp ettiklerimizi, elimizden geldiği halde yapmadıklarımızı kayda geçiyor.


Boykot, yürüyüş, slogan, dua... Hepsi, İbrahimi yakmak isteyenlerin yaktığı ateşe bir avuç su.. Fakat mana itibariyle İbrahimî bir duruş..


Aksiyon almak bir tarafa, harekete geçenleri "Ama"lar ile yavaşlatmak ne büyük cürüm.


Hadiselere Filistinli masum çocukların gözlerinden bakınca “ama”lar anlamanı yitirmiyorsa, sönmüş, tefessüh etmiş ve acil tedavi edilesi bir kalp taşıyoruz demektir.


İnsanın ömründe belkide sadece bir defa karşısına çıkacak böylesi bir imtihanı, Allah’ı hoşnut edecek şekilde verebilmesi için “ama”ları en azından şu süreçte rafa kaldırması şart.


Oturduğumuz yerde mevzumuz Filistin olsun.. Ağladığımız zaman gözyaşımız Filistin olsun.. Ellerimiz açıp Allah’a yakardığımızda duamız Filistin olsun..


Ve mutlaka hakka taraf olmak, kendi aramızda merhametli.. İslama, insanlığa düşman olanlara karşı şedid olmak şiarımız olmalı..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi

Anket Kimi Cumhurbaşkanı görmek istersiniz?
Tüm anketler