Oyuncakçı, Saklı Yadigarlar

Çocukluk, yaşamın en kıymetli anlarıdır. Ve sanıldığından derindir de.

İşte o uçsuz bucaksızlığın içinde bir çocuğun kendine özel dünyasının başköşesinde oyuncakları vardır.

Herkesin başka başka ilgi alanları herkesin başka başka renkli hayal dünyası içinde yer alan oyuncaklar.

Üstünden yıllar geçmiş olsa da babamın yurt dışından ablalarıma getirdiği onların da özenle oynayıp benim çocukluğuma dek ulaştırdıkları o kırmızı koltuklar hiç aklımdan çıkmaz mesela.

Kadife ve tahtadan adeta gerçek bir koltuk takımının minyatürleri.

Şimdilerde Çin’den gelen boyalı , kötü kokan plastik oyuncaklar benim o eşsiz kırmızı koltuklarımın yanında son derece vasat ve sönük kalır haliyle..

Bence eski oyuncakların dokularının ve kalitelerinin yanında şahane hikayelere dönüşme potansiyelleri vardı.

Her çocuğun özgürce kurduğu, bir başına inşa ettiği dünyanın şekline, ritmine göre bambaşka hikayeler.

Geçtiğimiz günlerde  özel gösterimini izleme şansı bulduğum “ Oyuncakçı, Saklı Yadigârlar “ belgesel filmi beni şahane bir yolculuğa çıkardı.

( içinden geçtiğimiz pandemi süreci nedeniyle internet üstünden izleyebildim şimdilik. Ancak gösterim tarihleri netlik kazandığında sizinle mutlaka paylaşacağım )

Gencecik bir yönetmen olan Yağmur Kartal’ın stop-motion ve animasyonlu bağımsız belgeselini çok sevdim.

Oyuncak ustası Sabahattin Parlar’ın hayat öyküsünün konu alındığı filmde, oyuncak müzesi sahibi, şair, yazar Sunay Akın, tiyatro yönetmeni ve oyuncu Hakan Altıner’de yer alıyor.

Bir elektrik ustası olan parlar, dönemin güç koşulları içinde aslında içinde yaşattığı sanatçıyı görmezden gelip ekonomik nedenlerle uzun yıllar elektrik işlerinde çalışmış.

Ancak sizin herhangi bir alanda kabiliyetiniz varsa ne olursa olsun suyun akıp yatağını bulması misali gün yüzüne bir noktada çıkıverir. Bir anlamda içinizden taşar da diyebiliriz.

Avşa Adası’ndaki evinde elektrik kablolarını harika oyuncaklara dönüştüren Sabahattin Parlar gibi.

Elindeki imkanlar yada imkansızlıklar onu yaratıcı bir sürece sürükler ve dönemin gazetelerinde “ elektrik kablolarına can veren adam”  olarak  tanımladığı gibi kablolara hayat vererek onları önce Osmanlı figürlerine çevirir sonrasında da çeşitlendirerek kendi yarattığı oyuncakların dünyasına girer.

Avşa Adası ve İstanbul ‘da çekimlerinin gerçekleştiği  belgesel, Türkiye’nin en prestijli festivallerinden biri olan 31. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 98 film arasından finale kalarak başarısını ortaya koydu.

Yazan ve yöneten Yağmur Kartal’ı etkileyici bir yaşam öyküsünü, kendi sanat inceliklerini katarak bizlerle buluşturduğu için kutlarım.

Bir yandan Sabahhatin Parlar’ın yaşadıkları bir yandan da genç bir kadın yönetmenin dantel gibi işlediği kareleri ( hele o animasyonlar.) açıkçası belgeselin sonunda ikisinden de ayrı ayrı etkilendim ve alkışladım.

Sizlerin de izleme şansı bulacağı tarihler oluştuğunda mutlaka paylaşacağım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şenay Ekin - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi