Kudüs'te Zafer Namazı

Kudüs konusunda eksiklerimizle yüzleşmezsek, kırk sene önce yazdığımız şiirleri, attığımız sloganları, yaptığımız protestoları kırk sene sonra da yapmaya devam edeceğimiz acı bir gerçek..

Bediuzzaman'ın "en küçük dairede en büyük sorumluluk vardır" ifadesi aslında her birimiz için çizilen en sağlam yol haritasıdır..

Her birimiz evvela kendi aslî vazifelerimizi ikmal etme yolunu tutmalı, küçük dairemizde ki büyük sorumluluğumuzu ihmal edip, âfakta boğulma hatasına düşmemeliyiz..

Aslî vazifelerimiz derken bunu birçoğumuzun bildiği bir hadise ile misallendirmek uygun olacaktır..

Selâhaddîn-i Eyyûbî'ye mescidde hutbe okuduğu sırada bir genç bağırır.
"-Kudüs 'e cihadı emret! Başka ne konusundan bahsediyorsun" der.
Selâhaddîn cevap vermez...
Cumartesi sabah namazına durmadan önce sorar
"-Dün bana hutbede cihadı emretmemi isteyen genç nerede? "
Ses yok...
Çünkü genç gelmemiştir.
Selahattin Eyyubi der ki ;

"-Vallahi! Cuma namazına gelenler, sabah namazına gelmedikçe Kudüs'e cihadı emretmeyeceğim! "

Küçük dairede ki büyük sorumluğu ifa etmek samimiyetin göstergesidir..

Bununla birlikte kendimize "Ne zaman Kudüs'te zafer namazı kılacağız?" Sorusunu sorduğumuzda cevabımız "yarın" olmalı.. Yarın kadar yakın görmeli, istikamet tayin etmeliyiz. Uzak görürsek bizden uzaklaşacağı muhakkaktır..

Yarın kadar yakın görmeli ve yarınmış gibi heyecanımızı gayretimizi diri tutmalı ve ona göre hazırlık yapmalıyız..

Kudüs ve Mescid-i Aksa 1946'dan beri işgal altındayken, sadece zalimlerin saldırmalarının arttığı bugünkü gibi zamanlarda gündemimiz oluyorsa, yeryüzünün en mübarek üç mescidinden birine karşı sorumluluğumuzun ne kadar bilincinde olduğumuzu samimi bir şekilde sorgulamalıyız..

Kudüs'ün mukaddesliği tarihi sebeplerden, coğrafi nedenlerden, Osmanlıdan kaldığı için vesaire değil, Rabbimizin mukaddesliğini bizzat tayin ettiği için kıymetlidir..

Bu düşünceyi taşımayanların Kabe-i Muazzama benim için mukaddestir sözü de samimiyetten uzaktır..

Şayet Kudüs’ün Allah katında bir değeri olmasaydı, Allah, Resulullah (s.a.s.) ‘ı Mescid-i Haram’dan direkt miraca yükseltebilirdi..Fakat ona birçok ayet ve delilleri göstermek için evvel olarak Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya getirtmiş ve bu kutsal mescitten miraca yükseltmiştir..

Dolayısıyla Allah’ın ayetleri Müslümanlarındır ve Allah’ın mescitlerine ancak Müslümanlar sahip çıkabilirler..

Kudüs’ü koruması gereken sadece Filistin halkı değildir.. Bütün Müslümanların bu konuda aynı duyarlılığı göstermesi lazımdır.. Zira bu kutsal mekanda bulunan Mescid-i Aksa Müslümanların ilk ortak mekanıdır..

Dünya yeniden Ömer'ler Selâhaddîn'ler bekliyor diyip kenara çekilmek sorunun çözümüne katkı sunmuyor.. Ömer, Selâhaddîn olma ve Ömer'ler ve Selâhaddîn'ler yetiştirme gayretimiz samimiyetimizin ispatı olacaktır..

İktisadî, siyasî, ilmî ve teknolojik gelişmişlik için ciddi bir gayret sarfetmek gerekir..

Bunun yanında, bu alanlarda ki eksikliğimiz, şevkimizi kırmamalı..

Çünkü müslümanlar olarak bizler, gelecekte olacak hadiselere sadece zahiri teknik sebepler üzerinden yorumlar yapan tv'lerde ki uzmanların ifadeleri veya mevcut güç dengeleri üzerinden olasılık teorileri yazan aydınların pencerelerinden bakamayız..

Bu konuda da her konuda olduğu gibi ölçümüz Kuran ve Sünnettir..

Nitekim Cenab-ı Hakk Nur Suresinde şöyle buyurmaktadır;

Allah, içinizden iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapan kimselere vaad etti ki, kendilerinden öncekilere verdiği gibi onlara da yeryüzünde hâkimiyet verecek, onlar için hoşnutluğuna vesile kıldığı dinlerinin yerleşip yayılmasını sağlayacak, şu andaki korkularını güvenliğe çevirecektir..

Efendimiz Aleyhisselam ise ahir zamanda yaşanacak bir hadiseyi kesin bir şekilde sahih bir rivayetle şöyle ifade ediyor;

"Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır..

O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler..

Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; 'Ey Müslüman, Ey Allah'ın kulu, şu arkamdaki Yahudidir, hemen gel de öldür onu!' diye haber verecektir..

Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”

(Müslim, Fiten, 82)"

Buna olan imanımız, hesap gününe, cennete cehenneme olan imanımız gibi tamdır..

Rabbim gereği gibi amel etmeyi nasip etsin..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi