Ahmed Yasin'in Halifesi Abdulaziz Rantisi

İslam’ın dosdoğru anlaşılmasının önünde geçmişte olduğu gibi, bugün de pek çok engel, anti-propaganda ve yegane kaynak olan Kur’an’dan uzaklaşmanın sonucu oluşan sapmalar ve benzeri olumsuzluklar bulunuyor..


Nefis ve şeytanın telkinleri ve ahir zamanın zehirli oklarının isabet etmesiyle, savrulmadan, İslamı anlamak ve yaşamak gayretinde olan müslüman için zaman ve zeminin pek de uygun olmadığı ortada..


Böyle zamanlarda ümidsizlik girdabına düşmemenin bir yolu da zor zamanlarda, zoru başarmış mücadele insanlarının hayatlarını okumak ve gösterdikleri gayreti zihinlerde canlı tutmaktır..


Yakın zamanın İslamî mücadelede öncü şahsiyetlerinden biri de şüphesiz Abdulaziz Ali Abdulhafiz Rantisi'dir..


Hapis, işkence, sürgün ve nihayetinde şehadetle neticelenen bereketli bir ömrü anlatmadan önce bir Ayet-i Kerimenin nurunun zihnimizi aydınlatmasını arzu ediyorum..


"Mü'minlerden öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri sözde durdular.. Öyle ki onlardan kimi adağını yerine getirdi şehîd oldu, kimi de şehîd olmayı bekliyor! Fakat onlar hiçbir şekilde verdikleri sözü değiştirmediler.."


(Ahzab 23)


Abdulaziz Rantisi 1947'de Filistin'in Askalan ve Yafa şehirleri arasında Yebna köyünde dünyaya geldi..


Ailesi 1948 savaşında Gazze şeridinde ki Han Yunus kampına sığındıklarında henüz altı aylık bir bebekti..


Dokuz erkek, üç kızkardeş arasında büyüyen Abdulaziz Rantisi, Ailesinin yaşadığı zor şartlardan dolayı hem okuyor hemde çalışıyordu..


1965'de lise öğrenimini, 1971'de ise İskenderiye Üniversitesi'nde ki tıp öğrenimini üstün başarı ile tamamladı.


Mısır'da üniversite yılları sırasında Müslüman Kardeşler Hareketine katıldı. Hareketin Gazze'deki teşkilâtlanmasında yer alan Rantisi, Şeyh Ahmed Yasin ile birlikte 1987 yılında Gazze Şeridi'nde Filistin İslamî Direniş Hareketi'ni (Hamas) kurdu..


Siyonist vahşetin saldırılarına karşı yaptığı bir toplantıdan ayrılırken gazetecilere verdiği kısa bir röportajda mücadelesini ve kararlılığını dünyaya ilan etmek için şunları ifade ediyordu;


"Ölüme burun kıvıracağımızı mı sanıyorlar.? Kanserle de olsa, kalp krizinden de olsa ya da bir apachi helikopterinin füzesi ile de olsa ölüm ölümdür.. Nasıl gelirse gelsin hepimiz öleceğiz ve hepimiz o günü bekliyoruz.. Kalp kriziyle gelmiş, apachi füzesiyle gelmiş hiç bir farkı yok.. Ama ben Apachi ile gelecek olan ölümü tercih ediyorum."


Rantisi yaşadığı her imtihanı Allahın rızasını kazanmak için bir imkân olarak görüyor ve bu hâl, tüm zorluklara karşı engin bir mücadele aşkına dönüşüyordu..


1987 intifadası başladı. İntifadanın 37. günü 15 Ocak 1988 gecesi, işgal askerleri Rantisi'nin evini kuşatıp kendisini tutukladılar..


Bu tutuklanma ile zindanların kapılarının kendisine sürekli aralanacağı bir süreç başlamış oluyordu.. Hamas'ın resmen kuruluşunun ilan edilmesinden sonra lider kadrosundan tutuklanan ilk kişiydi..


Bir ay zindanda tutulduktan sonra serbest bırakıldı.. Çok geçmeden 4 Mart 1988 tarihinde tekrar tutuklandı.. Bu ikinci tutuklanışından sonra 2,5 yıl zindanda tutuldu.. 4 Eylül 1990 tarihinde serbest bırakıldı.. Ama aradan sadece 100 gün geçtikten sonra tekrar tutuklandı..


Toplamda 10 yıla yakın kaldığı siyonist zindanlarında bir çok zaman tek kişilik hücre hapsinde, elleri ve ayakları bağlı şekilde tutulurdu..


"Ziyaretçilerimiz kabul edilmezdi. Cumartesi hariç hergün sadece bir saat dikenli tellerle çevrili bir alana çıkarılıyorduk.. Ellerim ayaklarım bağlanırdı.. Ellerim hemen şişerdi. Uzun zaman tutmaz olurdu.." 


Rantisi 1992 sonlarına doğru siyonist İsrail rejimi tarafından 415 Filistinliyle birlikte Güney Lübnan'ın Mercuzzuhr bölgesine elleri ayakları ve gözleri bağlanarak, yeme içmelerine, hatta tuvalet ihtiyaçlarını gidermelerine dahi müsaade edilmeyerek, uzun ve meşakkatli bir yolculukla sürgün edilmişti..


Bir yıla yakın bir süre devam eden sürgün süresince Filistinlilerin resmi sözcülüklerini yaptı. Ancak 17 Aralık 1993 tarihinde vatanına dönmesiyle birlikte tekrar tutuklanarak İsrail zindanlarına kondu..


Akıl almaz bu hadiselerin tamamı çok değil 30 sene kadar öncesinin dünyasında yaşanıyordu..


Siyonist zindanlarında o şartlar altında dahi boş durmuyor, işgal askerlerinin müsaade ettiği kadar okumalar yapıyordu.. Kuran hıfzını yine bu süreç içerisinde tamamlamıştı..


1990'da Şeyh Ahmed Yasin ile birlikte  Keferyuna kampında aynı hücrede kaldılar.. 


Rantisi Şeyh Ahmed Yasin ile birlikte kaldığı zamanları anlattığı hatıralarının bir bölümde şöyle diyor;


"Şeyh Yasin’in durduğu koğuşa gittik… Sahiden çok sıcak ve etkili bir karşılamaydı. Ve Şeyh ile beraber yaşamamıza başladık.. Onun banyosu, yemeği, günlük bütün ihtiyaçları dahil hepsini hatta vücudunu kaşıması gibi tüm ihtiyaçlarını bizim karşılamamız gerekiyordu..


Şeyhle beraberliğimiz süresinde Kur’anı ezber çalışması üzerinde durduk. Ve çok şükür bunu tamamlamaya muvaffak olduk


Bir gün pirelerin elbiselerimin üstünde sıçradığını görünce, gidip arkadaşıma anlattım.. Baktım ki arkadaşım da aynı dertten müzdarip. Anladık ki pireler bizi sarmış. Şeyh Yasin’e gidip şöyle bir baktım; üzerinde tek bir pire bulamadım


Şaşırdığım durum şuydu ki, iki haftaya yakın devam eden bu pire belasından Şeyh Yasin etkilenmedi.. Pireler Şeyh Yasine yaklaşmıyorlardı. Şaka yollu Şeyhe “ Nedir bunun hikmeti?” diye sorunca Şeyh, “Yahu kardeşim pireler sizin gibi semiz adamları arayıp buluyorlar; benim gibi zayıfları ne yapacaklar.” dedi..


Bu cevaba güldüm, ve; “Hayır böyle değil. Yüce Allah senin tenini kaşıyamayacağını bildiği için onları senden uzak tutuyor.” deyince hep beraber güldük.."


Zindan hatıraları, Kur'an-ı Kerim talimleri, ilmi müzakereler ve şiirlerle bezeniyordu..


Şehadet ödülü layık olana verilir.. Rantisi o kadar ihlâsla istemiş olmalı ki tam arzu ettiği gibi ve tam arzu ettiği tarzda bir şehadet ikram ediliyordu kendisine..


Abdulaziz Rantisi Ömrü boyunca Filistin halkının haklarını savunmaktan hiçbir zaman geri durmadı.. Şeyh Ahmed Yasin'in 22 Mart 2004'te şehit edilmesinden sonra hareketin sancağını o devraldı.. 


İşgal devleti hapis, sürgün ve baskılarla yıldıramayacağını bildiği bu mücadele adamını, bu görevi üstlenmesinden sadece 25 gün sonra, Gazze şehrinin kuzeyinde el-Gifari mahallesinde bulunan el-Cela caddesinde, aracıyla ilerlerken, işgalci saldırganların helikopterleri tarafından atılan füzelere hedef oldu.. 


Rantisi'nin iki koruma görevlisi ile 25 yaşındaki oğlu Muhammed olay yerinde şehit oldular. Bu üç kişinin cesetleri atılan füzelerle parçalanmış ve organları etrafa saçılmıştı. Bu saldırıda ağır bir şekilde yaralanan Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi, Gazze'deki Şifa hastanesine kaldırıldı. Ancak gösterilen tüm gayretlere rağmen kurtarılamadı ve 17 Nisan 2004'te arzuladığı şehadet mertebesine ulaştı..


Şehidin büyük oğlu Rantisi'nin şehid olacağı günün sabahında yaşadıkları hatıralarını şöyle anlatıyor;


"Babam uyku­dan uyandı, abdest alıp güzel kokular süründü ve şu marşın ilk mısralarını mırıldanmaya başladı:


"Şudur en son dileğim...


Koy beni cennete ey rabbim"


Anneme dönüp şöyle dedi: "Şu okuduğum mısra sevdi­ğim en güzel kelimedir. Özellikle tedirginlik duyduğum an­larda onları çok seviyorum.."


Şehid Abdulaziz Rantisi'yi rahmetle anarken, Islamî mücadele saflarında bizleri de istihdam etmesini Rabbimizden niyaz ediyoruz..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi