Nefsime ve İslâmî Camiaya

Düşünceleri, örnek şahsiyetleri ve açtıkları güzel çığırlarla kendilerini İslam’a adayan, ömürlerini dine hizmete vakfeden öncü insanların hayatlarından ibret levhaları sunulmuş kitaplarda..

Detaylara girilmeden sadece yaptıkları muazzam hizmetler anlatılsa, bunca işi başarmaları için zamanın bütün imkanları emirlerine verilmiş de onlar da bu şekilde başarmışlar sanarız..

Oysa tamamen yokluk ve imkansızlıklar içerisinde bu faaliyetleri yürütürken, birde engellemelere hapislere sürgünlere vs. çeşitli cezalara maruz bırakıldıklarına şahit olunca hayretimiz kat be kat artıyor..

Soğuk kış günlerinde caminin bir köşesinde 90 hafız yetiştiren Karaca Hafız ismiyle maruf Mehmet Çakar hocaefendiler..

Kendi çocuklarının altından minderlerini yastıklarını alıp; "bunları talebelerime götüreyim. Siz yastıksız da yatabilirsiniz ama onlar ilim erbabı olacaklar" diyen Gönenli Mehmet Efendiler..

                            ***

Gönenli Hocaefendi halktan topladığı yardımlarla binlerce talebenin barınma ve geçinmeleri için mücadele ettiği sıralarda bir gün cadde ortasında arkasında bir polisin yüksek bir şekilde kendisini ikaz ettiğine şahit olur..

"hocaa sen çocuklara Kur'an öğretiyormuşsun"

Sübhanallah.! bunlar bu topraklarda mı yaşandı diye sormadan edemiyor insan..

Tabi hoca, ilmin ve alimin izzetini muhafaza etmekten zerre taviz vermeden ve şöyle cevap verir..

"Evet, doğru. Elimden gelse bütün İstanbul'un halkına, dağına, taşına öğretmek istiyorum"

Zor zamanların mücadele insanlarıydı onlar..

Allah'ı razı etme yolunda verilen gayretin lezzeti, unutturuyordu tüm sıkıntıları..

Ve onlar sıkıntıların içinde bile rahmetin olduğunun farkındaydılar..

Bu hissiyatla Allah'ın dinine hizmet etme yolunda biran durmayıp, hele geri dönmeyi akıllarından bile geçirmediler..

                            ***

Bediuzzaman..

Ömrünün çoğunu sürgünlerde ve hapislerde geçiren, defalarca suikastlere, zehirlenmelere maruz kalan, iman hizmetinin gönüllü komutanı..

İstiklâl mahkemelerinde dar ağaçlarında sallandırılan alimlerin arasından geçirtilip öyle çıkarılırdı mahkemeye..

Belki de birazdan kalemini kıracak hakimin karşısında, duruşunda ve fikirlerini beyanında zerre eğilme bükülme yok..

"Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de."

Örnekler çok fazla..

Sonra hâli hazırda ki durumumuz geçiyor gözlerimin önünden..

Babalar gençlerin kopukluğundan, gençler babaların ilgisizliğinden, hoca talebenin sorumsuzluğundan, usta, çırağın işini özenerek yapmamasından şikayetçi..

Bunun yanında, herkes insanların dindarlığını yitirdiğinden ortak bir şekilde şikayetçi..

Dönüp kendimizden başka bu işin sorumlusunu arıyoruz..

Hesabı birilerine kesmeli mutlaka.. Ama o biri biz değilizdir kesinlikle.. Nefis hemen yanlışlarımızın, günahlarımızın, tembelliğimizin avukatlığına soyunuyor..

                            ***

Son zamanlarda birçok kişinin konuşmalarına şahit olunca hesabın kime kesildiğini fark ettim..

"mevcut yönetim"

çağırın mazlumu.!

İnsanların dine karşı lakaytlığının, İslami mücadeledeki gevşekliğinin, toplumun ahlâkî değerleri yitirmesinin hesabının kesilmesi için bula bula mevcut yönetimi bulanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla..

Oysa şuan idareden birini karşımıza alıp bunların müsebbibi olarak kendilerini göstersek muhtemelen alacağımız cevap şu olacaktır..

"Tamam da canım kardeşim..
Başörtülü kızları üniversitelere almayıp kendilerine hakaret mi etmişiz?

Çocukların İslami eğitim hakları mı ellerinden almışız.?

Namaz kılanları fişleyip işten mi atmışız.?

Sarık ve cübbeyle sokağa çıkmaya mı müdahale etmişiz.?

Anaları yemin törenine mi almamışız.?

İkna odaları mı kurmuşuz.?

Askeri liseler ve harp okullarında Kur'an ve Din kültürü derslerinin girmesine mi mani olmuşuz.?

Hepsi bi tarafa İslâmî cemaatlerin faaliyetlerini mi durdurmuşuz.?

İnsanların biraraya gelip "Kur'an'da Allah neyi murad etmiştir" diyip ilmi çalışmalar yapmalarını irticai faaliyet diyip gözaltına mı almışız.?

Derse.. ya derse..

                            ***

Hele üstüne bütün mevzuyu özetleyip şunu derse.;

"Biz açılması mümkün değil dedikleri Ayasofya Camii Şerifini açtık da seni içinde cemaat olarak bulamadık.."

Mesele burada mevcut yönetimi aklayıp paklamak değil.. Kusursuz olmadıklarını her akl-ı selim kabul eder..

Burada Mehdi beklemeyi tembelliğine kılıf edip, nefsine toz kondurmayan, kusuruna bin bir te'vil ile avukatlık eden bizleredir sözüm..

Bugün Alem-i İslam’ın dünden çok daha fazla gayretimize ihtiyacı var.. Ve bugün dünden çok daha fazla imkan var..

Nasıl ki imanın olduğu yerde imkansızlık söz konusu değilse..

Bunca imkanın istifademize sunulduğu bir zamanda, manevi açıdan geriye doğru bir meyil söz konusu ise hepimiz hem imkanlarımızı, hem imanımızı tekrar gözden geçirelim..

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Polat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Abdulaziz - Bir ülkede savaş başladığı zaman ülkede seferberlik olur. Resmi olarak asker olmayan, yaş müsait olan bütün İnsanlar o ülkede askerdir. Silah altına alınır..

Peki şuan İslam'a karşı bir savaş yokmu, biz neden seferber değiliz, sadece alimlere bıraktık işi gücü, çay kahve içerek onları eleştiriyoruz. Teşekkürler Hocam, Güzel ve önemli bir konuya değinmişsiniz. ALLAH Celle Celaluhu razı olsun ?

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 30 Mart 14:04


Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi