Mehmet Kaya; Vazgeçmeyi bilmeyen adam!

Kocaeli’de Toyota denilince ya da acaba nereden araba alayım diye düşündüğünüzde; İlk akla gelen ya da uğrak yeriniz mutlaka Toyota Kaya olmuştur.  28 yıldır Toyota’nın bayiliğini yapan Kaya ailesi, bugüne kadar her daim göz

Kocaeli’de Toyota denilince ya da acaba nereden araba alayım diye düşündüğünüzde;

İlk akla gelen ya da uğrak yeriniz mutlaka Toyota Kaya olmuştur. 

28 yıldır Toyota’nın bayiliğini yapan Kaya ailesi, bugüne kadar her daim göz önünde oldu

Dile kolay tam tamına 28 yıl…

1991 yılında başlayan zorlu serüven hala sürüyor. 

Mehmet Kaya’yı tanımayan, sevmeyen kimseyle tanışmadım. 

O aslında çok iyi bir iş adamı, çok iyi bir baba, çok iyi bir eş ve çok iyi bir dost!

Kim dara düşse ilk onun yanına koşar ve asla eli boş dönmez…

Kendisini anlatmayı sevmez, yaptığı yardımlar bilinmesin ister.

Yürüyüş Yolu’na çıktı mı her 5 kişiden en az 2’sine selam verir, selam alır…

Yaptığı işte hep lider oldu, hep kendine dikkat etti, sevildi ve en önemlisi de herkesi sevdi, saygı duydu.

Belki de bu kadar başarılı olmasının sırrı bu.

Toyota’yı kurarken yaşadıklarını okuduğunda sizler de benim gibi düşüneceksiniz.

Babası Hamdi Kaya ve örnek aldığım isim diyerek bahsettiği amcası İsmet Kaya ile girdikleri bu yolda, hala emin adımlarla yürüyor.

Başına gelen hiçbir şeyden yılmayan ve vazgeçmeyen Mehmet Kaya, o zor günleri ilk kez anlattı. 

Kah yeri geldi gözleri doldu, kah kahkaha attı…

Yine tüm içtenliğiyle o günleri anlattı…

İşte Mehmet Kaya ve ailesinin ne zorluklarla açtığı ve şuan Kocaeli’nin hep ilk sırada olan Toyota’nın macerası… 

*Mehmet Kaya kimdir, bundan biraz bahseder misiniz?

-29 Ekim 1968 yılında Mehmet Ali Paşa’da doğdum. Evde doğmuşum. Doğduğum saatte evin önünden fener alayı geçiyormuş ama kimliğime 30 Ekim yazılmış. 4 çocuklu bir alenin en küçüğüyüm. Bir engelli ağabeyim, iki ablam vardı. Ama şuan ailenin en büyüğüyüm. Ağabeyim 2 yaşında iken menenjit hastalığı geçirmiş. 1993 yılında babamı kaybettim. Ablamı da geçtiğimiz yıl kaybettim. Birisi kız, birisi erkek 2 tane çocuğum var. Annem, özürlü ağabeyim ve benim ailem hep birlikte aynı evi paylaşıyoruz.

*En küçük olmak biraz şımartılmak demektir. Siz de öyle mi büyüdünüz?

-Biz Gürcüyüz. Gürcü olduğumuz için erkek her zaman biz de ön plandadır. Evimizin karşısında fırın vardı, sıcak ekmeği çok severdim. Annem ekmek al derdi, gidemem deyince rahmetli babam gider kendisi alırdı. Biraz şımartılarak büyüdük, o yüzden. İlkokulu 27 Mayıs İlkokulu’nda okudum, ortaokulu İzmit Ortaokulu’nda zor bitirdim. Okumayı çok sevmiyordum, İsmet amcam okumamı çok istiyordu. Ben de ona inat okumadım. Sanat okulunda elektrik bölümünü kazandım ama gitmedim, kaçtım. Devamsızlıktan da kaldım.

DÜZ KONTAKLA MİNİBÜSÜ KAÇIRIYORDUM 

*Çalışmaya küçük yaşta mı başladınız? Nasıl gelişti o süreç?

-Ortaokula başladığımda sabahçıysam eğer öğleden sonra İzmit merkezde babam Hamdi Kaya ve amcam İsmet Kaya’nın kurduğu Kaya Elektrik isimli işyerimize gidiyorduk. Okuldan kalan tüm zamanımda babamla, amcamla çalışıyordum. 14 yaşında iken Karaköy’e malzeme almaya gidiyordum. Karaköy’de Agop usta vardı, bana çok güzel şeyler öğretti.

*Elektrik işinden otomobil sektörüne geçişiniz nasıl oldu? Hiç babanızın arabasını falan kaçırdınız mı?

-Elektrik işlerini çok seviyordum ama otomobilleri de… Özellikle de kullanmayı. 16 yaşında iken araba kullanmaya başladım, 17 yaşına geldiğimde arabayla İstanbul’a gidip geliyordum. Bizim o zaman bir minibüsümüz vardı. Minibüsün kelebek camını itince açılıyordu, ufak kablo yapmıştım, düz kontakla kaçırıyordum. Bir gün amcamla babam ‘Arabanın yedek anahtarını verelim ama bizden izin al’ dediler. O günkü şartlarda saygıdan dolayı babam ve amcam aynı kahveye gitmezlerdi. Ben kendilerinden izin istedikçe bana vermiyorlardı. Baktım olmuyor, ‘Bu iş böyle olmuyor, siz anahtarınızı alın, benim kablolarım bana yetiyor’ diyerek anahtarı iade ettim. Sonra benim kablom bana yetti. 1987 yılında askere gittim. 18 ay askerlik yaptım. Kara Harp Okulu’ndaki yıllar hayatımın en güzel yıllarıydı. Akrabalar hatta askerde iken torpil koymuşlardı, buraya gelecektim. Babam o dönem hacıda idi, durumu öğrenince iptal ettirmiş. Ankara’da askerlik yaptım, son üç ay Tuzla’da yaptım.

TOYOTA İLE NASIL TANIŞTINIZ?

*Toyota ile yollarınız nasıl kesişti? Tek başınıza mı girdiniz bu işe?

-1985 yılında en büyük işimiz Kartonsan’ın ikinci fabrikasının elektrik işini aldık, iki yılda da teslim ettik. Onun sonrasında ise Sabancı Holdingin ilimizdeki birçok fabrikası ile çok fabrikanın elektrik işlerini aldık. O zaman 300-350’ye yakın çalışanımız vardı. Elektrikte büyümeyi planlamıştık, atölye yapalım istedik. Habaş fabrikasının bitişiğinde rahmetli Şükrü Cesur’un yerine baktık. Fabrika üç-dört sene boş kalmış. O dönemin parasıyla Şükrü amca bizden 50 lira para istedi. Amcam da ‘25 lirasını şimdi veriyim, 25 lirasına da iki ay sonrasına çek veriyim’ dedi. Tapuya gittiğimizde Şükrü amcanın ortağı geldi, ‘Bu arkadaş 75 liraya peşin olarak fabrikayı alıyor’ dedi. Şükrü amca da ‘İsmet satıyor musunuz?’ dedi, ‘Ben sattım o karar verir’ dedi. O gün de yine fabrika bir şekilde bizim oldu.

Askerden geldikten sonra elektrik işimize devam ediyorduk, 1991 yılında Toyota’nın bayiliğini aldık. Amcam da otomobilleri sevdiğim için ‘Gel birlikte yapalım’ dedi ve öylece başladı. Ben her şeye amcam ile başladım. Babamdan bir kez tokat yedim ama amcamdan çok dayak yedim.

EVE GİDECEK PARAMIZ BİLE OLMADI 

*Peki şuan ki bulunduğunuz plazanın kuruluşu… 

-Toyota’nın şuan ki yeri bizimdi. Rahmetli amcam Özdemir Sabancı’ya burayı gösterdi. Normalde Habaş’ın orada Toyota’nın servisini yapacaktık. Özdemir bey de sağ olsun ‘Buraya plazayı yapacaksanız ben sizi beklerim’ dedi. 1995 yılında buranın temelini attık. Rahmetli Sakıp Sabancı, Özdemir Sabancı da temel atma törenimize geldi. Sonra Özdemir bey vefat etti, işler kötüye gitti. Yaklaşık 1-1.5 sene iş yapmadan buranın inşaatına devam ettik, kimseyi de işten çıkarmadık. 1999 deprem de olunca iyice sıkıntıya girdik. Amcamın oğlu Atalay da İngiltere’den geldi. Bu dar boğaz 5-6 yıl sürdü bu olay. Hatta buradan eve yürüyerek gittiğimiz, arabaya benzin koyamadığımız günler oldu.

Sene 2011 tadilatı bitirdik, shoowromu açamadık. Binanın temizliğini yapacaktık, buraya birkaç araba nasıl getireceğiz diye düşünüyorduk. Camları silmek için adam bulduk ama istedikleri parayı veremedik. Bizimle birlikte çalışan bir temizlikçi kardeşim vardı, beraber silelim dedik. Başladık temizliğe birkaç saat geçti. O dönemki müdürümüz Volkan Eren bize uğradı. Beni cam silerken görünce yanındaki bölge müdürüne ‘Kaya’ya 10 tane araba gönderin, bu shoowroom boş kalmayacak’ dedi. Biz ne yapacağımızı bilemezken şansımız döndü. Atalay, ben ve Hasan savaşmaya başladık. Ve savaşın galibi çıktık.

15 YILDIR HEP LİDER 

*Bu kadar zorluğa rağmen neden vazgeçmediniz? Sizi bu kadar mücadeleye iten sebep neydi?

-Hırs vardı, vazgeçme şansımız yoktu. Amcam İsmet Kaya ilkokul mezunudur, liseyi dışarıdan bitirmiştir. Şuanda bana göre en iyi üniversite mezunundan daha iyidir. Bizim örneğimiz de oydu. Ondaki hırsı kimsede görmedim. Biz aile olarak da hiçbir şeyden kaçmayı sevmiyoruz.

*Peki buralara kadar nasıl geldiniz?

-İzmit halkı hem bizi sevdi, hem de ailemizi. İzmit halkının bize çok desteği oldu. Mesela Toyota araştırma yapıyor, müşterilerine yönelik. Kaya ne satarsa alır mısınız diye bir ankete soru koyuyorlar ama ankete katılanların yüzde 95’i ‘Kaya ne satarsa alırız’ diye cevap veriyor. Bu bizim için çok önemli bir gurur kaynağı. Gebze hariç son 15 yıldır, Kocaeli’de binek araçlarda satışta birinciyiz. Gebze dahil olduğunda ise ikinci sıradayız. Bu da büyük bir başarı…

*Başarınıza neye borçlusunuz?

-Odalarında kimse oturmaz. Amcam işyerine geldiği zaman tüm elemanların ellerini sıkmadan odasına çıkmaz. Bize mesela traş olmadığımız zaman tokadı basar, kılık kıyafetine çok dikkat eder. Ben de bugüne kadar ne yaptıysam ondan öğrendim. Bana çok güzel bir örnektir. Toyota’da 80 kişi var, elektrik işinde de 30 kişi var. Sigortayı falan da içerisine dahil ettiğimizde 150 kişiyle birlikte yolumuza devam ediyoruz.

Mehmet Kaya'nın idolüm diye hitap ettiği amcası İsmet Kaya ile Sakıp Sabancı, temel atma töreninde...

KAPIM HER ZAMAN AÇIKTIR 

*Bu kadar zorluklar arasında hiç unutamadığınız anlar var mı? Bir örnek verseniz…

-Rahmetli Özdemir Sabancı’nın bize dokunuşları çok güzeldi. Bizimle burada çok emek sarf etti. İnşaat zamanı on beş günde bir uğrardı. Toyota’yı çok seviyordu, bize çok güzel örnek oldu. Onun odasına direk gidebiliyordunuz, biz hiç randevu almadık mesela. Ben de ondan çok etkilendim ve benim kapım da hep açıktır. Her gelenle muhatap olabilmek için… Kimseye ayrım yapmam, herkese selam veririm, vermeye çalışırım. Bana davetiye geliyorsa icap etmeye çalışırım.

1993 ya da 94 yılında İzmit’teki mağaza oturuyoruz. İftardan sonra çay içiyoruz. Bir tane amca geldi, araba alacağını söyledi. Ben de masaya davet ettim, ‘Çay içelim sonra bakarız amca’ dedim. Ama kıyafetine baksan araba alacak bir durumu yok. Adamla çay içtik sonra arabalara baktık. Bana dedi ki ‘Üç tane alacağım’ dedi. Dedik ‘Olur, veririz.’ Herkese nasıl davranıyorsak öyle davrandık; ‘Bir saat sonra geleceğim arabaları alacağım’ dedi. Bir saat geçti adam geldi, üç arabanın parasını verdi. Biz şok olmuştuk. Adam sonra başladı anlatmaya; Almanya’dan emekli olmuş. İzmit’e gelince bir bayiye gitmiş, adamı dilenci diye parayı verip göndermişler. Siz bana böyle davranınca bir tanesini kendisine, iki tanesini de çocuklarına aldığını söyledi. Bu bizim için çok iyi bir anıydı.

SAYGI HER ŞEYİN ÖNÜNDE 

*Gençlere ne yapmalarını önerirsiniz? Sizin kadar başarılı olmak için ne yapmalılar?

-İnsan ilk önce insana saygı gösterecek. İnsana saygısı olmazsa hiçbir şey yapamaz. Ve en önemli çalışacak. Adam gibi çalışacak adam gibi yiyecek. Çalışması gerektiği zaman da çalışacak. Ama bunun hesabını güze yapmaları lazım. Karşındaki insana saygı göstereceksin, kılık kıyafetine bakmayacaksın. Ama biz de ne yazık ki böyle değil. Bizim personelimizin de bu başarıda çok büyük emeği var. Bizim personelimiz gelen misafirimize iyi bakmazsa, davranmazsa sonuç böyle olmazdı. Bize büyüklerimiz saygıyı öğretti. İnsana saygı gösterdiğinde her şey oluyor. Biz hayatımızda hiç avanta almadık, avanta da vermedik. Avanta vermek yerine o işe girmedik.

İLK KEZ HAFTA SONU EVDE KALMIŞTIM… 

*Biraz da özelinizi konuşalım….Babanızla ilişkiniz nasıldı?

-Hayatımda kahve kültürüm hiç olmadı, rahmetli babam her akşam hala çocuklarımla birlikte oyunlar oynardı. Çocukken babam, halaoğlumla birlikte balkonda bizi sigara içerken yakaladı. Dedi ki; ‘Böyle olmaz, gidin, şu sigaradan alın gelin’ dedi. Üç karton sigara aldı ve bize verdi ve ‘Bir şey yapıyorsan kaliteli yap’ dedi. Ve ben o günden sonra sigara içmedim. Hiç hayatımda alkol kullanmadım.

Mehmet Kaya'nın eşi Fatma Kaya ve kızı Miray Kaya

*Eşinizle nasıl evlendiniz?

-Eşim, halamın kızının baldızı. 1994 yılında Cuma günü amcam İsmet Kaya ile Balaban’dan bizim eve doğru gelirken ‘Yeter artık evlen’ dedi bana. Ben de istemedim diye de tartıştık. Normalde hafta sonu evde durmam. Ancak o pazar günü nasip bu ya, evde kaldım. Pazar günü de eşim bize gelmişti. Orada sohbet falan ederken bizim akrabalar bizi yakıştırmışlar. Ama bizim böyle haberimiz yok. Aradan bir gün sonra annem eşimle evlenmemi istedi. Ben de bakarız dedim. Aradan bir vakit geçtikten sonra tüm aileyle konuştuk, herkes de okey verince durumu amcama anlattım. Sonra gidip eşimi istediler, 4 ay içerisinde de evlendik. 26 yıldır da evliyiz. Oğlumun ismi babamın ismi Hamdi, kızımızın ismi de Miray.

 Mehmet Kaya, babasının ismini taşıyan oğlu Hamdi ve kızı Miray ile birlikte...

04 Tem 2019 - 16:51 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi