Jumbo sahibi Emre Keklik; Kocaelililere künefeyi sevdiren adam!

ZEYNEP'LE BAŞARI ÖYKÜLERİ; JUMBO KÜNEFE SAHİBİ EMRE KEKLİK Kocaeli’de künefe deyince ilk akla gelen lezzet; Kuşkusuz ki; Jumbo Künefe… Kocaeli’de bir anda adını duyuran ve lezzeti yüzünden uzun kuyrukların oluştuğu Jumbo K

ZEYNEP'LE BAŞARI ÖYKÜLERİ; JUMBO KÜNEFE SAHİBİ EMRE KEKLİK

Kocaeli’de künefe deyince ilk akla gelen lezzet;

Kuşkusuz ki; Jumbo Künefe…

Kocaeli’de bir anda adını duyuran ve lezzeti yüzünden uzun kuyrukların oluştuğu Jumbo Künefe’nin açtığı yoldan bugün yüzlercesi geldi.

Adeta Kocaeli’de künefe sektörü Jumbo ile birlikte başladı.

Lezzetiyle diğer rakiplerinden bağımsız olarak liderliğini kimseye bırakmayan Jumbo Künefe, şuan 4 ilde  9 şubesiyle yoluna emin adımlarla devam ediyor.

Kocaeli’ye bu tadı getiren kişi ise aslen Gaziantepli olan Emre Keklik.

Henüz 28 yaşında olan Emre Keklik, bu hafta Zeynep’le Başarı Öyküleri’nin konuğu oldu.

Nasıl bir usta olduğundan tutun, yaşadığı sıkıntıları ve keyifli anları da bizimle paylaşan Emre Keklik, Kartepe’de yeni bir şube açacaklarının müjdesini de verdi.

İlk dükkanını açarken yaşadığı keyifli anlarıyla birlikte birçok bilinmeyeni de esprili yanıyla Kocaelililere anlatan Keklik, genç yaşına rağmen önümüzdeki dönemlerde ne yapacağını da şimdiden bilecek kadar idealist.

Kendisini artık İzmitli olarak kabul eden Keklik’in o keyifli macerası sizlerle…

*Henüz 28 yaşındasınız ama Kocaeli’ye künefeyi sevdirdiniz. Siz ise perdenin genelde arka kısmındasınız. Kimdir Emre Keklik, bir de sizden dinlesek…

-1991 yılında Gaziantep’te doğdum. İlkokul, ortaokul ve liseyi de Gaziantep’te bitirdim. Üniversite yılına kadar bu işin çıraklığını yaptım. Babamın Malatya’da kendi işyeri vardı, orayı kapatıp Gaziantep’e döndü. Yine baklava ustalığı yapıyordu, kendisine ait yeri vardı. Babam da işi bırakınca ben de üniversite okumaya karar verdim. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık bölümünde iki yıl eğitim aldım. O döneme kadar Gaziantep’ten hiç ayrılmamıştım. Okul bitti ama ben kendimi bankacı ya da sigortacı olarak hissetmedim. Yine de gerekli başvuruların ardından sigortacılık yapayım dedim. Bir sene kadar çalıştım ama bana göre olmadığını anlayınca mesleğime geri döndüm. İki yıl kadar Ankara’da bir restoranda usta olarak çalıştım. Kader beni sonrasında buraya attı.

*Çocukluğunuz nasıldı, keyifli miydi? 

-Çocukluğum çok keyifliydi. Sokakta büyüdüm. Sokakta olmadığım zamanlarda dükkandaydım. Kışın daha çok dükkanda zaman geçirirdim, yazın ise sokaktan eve girmezdim. Çocukluğumu hala özlüyorum.

PATRON OĞLU DİYE BİR ŞEY OLMAZDI…

*İlk tatlı tezgahına ne zaman geçtiniz? Çocukluğunuzdan bu yana hep bu işi mi yaptınız?

-İlk tezgaha ne zaman gittiğimi bile bilmiyorum. Ablam da ağabeyim de o dükkanda büyüdü, ben de öyle. Mesela şuan ablamın kızı da orada büyüyor. Benim oğlum Emir de şimdi bizim dükkanımızda büyüyor. Babamız bir şey söylemeden kendimiz o tezgaha geçiyorduk. İşyerimiz, evimizin bir odası gibiydi. Mesela ben baklavacı değilim. Baklavayı babam gibi yapamıyorum. Okul bittiğinde eve gitmek yerine dükkana gidiyordum. 14-15 yaşımda iyi bir usta olmuştum. Her dönem de o tezgahın arkasındaydım.

*Çocukluğunuzda unutamadığınız bir anınız var mı? Hala gülümsediğiniz… 

-Biz de patron oğlusun falan diye bir şey olmaz. O olursa usta olamazsın. Mesela bir gün doğru bildiğim şey için tokat yedim. Bunun doğrusu bu dedim ama tokat yedim. Ama o zaman bunu kabul etmedi. Şimdi ise doğrusunun bu olduğunu gördüler.

* İzmit ile ilk tanışmanız Jumbo ile birlikte mi oldu? Yoksa daha önce hiç geldiniz mi?

-Jumbo’yu açmadan 11-12 ay önce amcamın yanına İstanbul’a gidiyordum. Otobüs otogar yakınlarında arızalandı. Bekle bekle çalışmayınca bende İzmit’i gezeyim dedim. Gezdim, sonra geri döndüm otobüs gitmiş. Bir sonraki otobüsle gitmek zorunda kaldım. Şimdi ise İzmitli olduk öyle hissediyorum.

EŞİMİN KOLYESİNE KADAR SATTIM

*Jumbo’nun doğuşunu bize biraz anlatır mısınız? Kocaeli’ye nasıl karar verdiniz?

-Ben bu işi yapacağım diyerek yola çıktım. 2017 yılının şubat ayında saha gezmesi için Gaziantep’ten çıktım, kaldı ki eşim de hamileydi. Bolu’dan başlayarak İstanbul’a kadar gezdim. İstanbul Anadolu yakası büyüktü, aslında İstanbul büyüktü, gözüm korktu.

Buraya geldiğimde bir tek arkadaşım bile yoktu. Kocaeli ilk geldiğimde bana burası cennet gibi geldi. Hatta bir anım var; Bir televizyon programcısı Maşukiye’ye gitmiş, televizyonda izledikten sonra ben de gezmek için hemen yola çıktım. Maşukiye’ye girdiğinizde sağda bir ekmek fırını var. Orada da bir ablamız vardı. Dedim ki ona “Ben buraların yabancısıyım, burada nerede gezilir?” diye sordum. Ablamız da bana; ‘Sen ne arıyorsun?’ Ben de gayri ihtiyari “Su arıyorum” dedim. Abla ise bana ‘Az yukarıda şelale, az aşağıda göl var, 10 dakika gidersen de deniz var. Nereye göndereyim seni?’ diye sordu. Ve oradaki doğa ve su beni çok etkiledi, vazgeçemeyeceğimi o gün anladım.

O sırada Ersin abiyle tanıştım. Bana; ’Paşa’da kimse dışarıda yemek yemez. Ya çarşıdan tutacaksın ya da Yahya Kaptan’dan dedi. Çarşıda dükkan baktım ama çok pahalıydı. Sonra Yenişehir Mahallesi’nde gezmeye başladım. Jumbo’nun şuan ki yerinin olduğu dükkan kapalıydı. Kepengin hemen yanında küçük bir kağıt vardı. Aradım açmıyor, beni birisine gönderdiler. Sonra dükkanın sahibi Nasır abiyi aradım. Dedim ben bu dükkanı istiyorum. Ama dükkanın içine bile bakmadım. Hatay’da da bir arkadaşımın düğüne var, ona gideceğim. 500 lira kaparo verdim, gidip gelinceye kadar kimse verme diye de tembihledim. Döndüğümde dükkanı beğenmesem kaportayı yakacaktım. 10 gün sonra geldim. Dükkanın kepenkleri bir açıldı kocaman dükkan, çok büyük.

Sonra eşimle konuştum. Bu işin tutup tutmayacağı belli değil. Kendisine dedim ki yastık altında duran altınların bir faydası yok. Sağ olsun o da bana güvendi, verdi. 27 bin liralık altın, 5 bin lira nakdim vardı. 32 bin lira ile yola çıktım. İnşaatımız 55-60 gün sürdü, bu süre zarfında 150 bin lira para harcadım. Bir sürü kişiye borçlandım, annemden altın istedim. Annem sağ olsun parmağındaki yüzünü bile gönderdi. Dükkanın açılacağı gün cebimde sadece 20 lira vardı. Hani müşteri gelse para üstü vereceğimiz bir paramız yok. Eşimin son inci kolyesi kalmıştı, satmamak için çok uğramıştım. Onu da sattık, epey de üzülerek vermiştim. Bin liraya onu sattım, ufak tefek ihtiyaçları da karşıladım. Akşam da çalışmaya başladık.

İlk zamanlar akşama kadar künefeleri hazır, gelenler için hemen pişirir ve sunarım diye düşünüyordum. İlk aylarda bir maaş bile kalsa mutlu olacaktım, çok şükür ki kaldı. Haziran ayının 22’sinde çalışmaya başladım. İkinci ay itibariyle ağabeyim de geldi, sağ olsun. Sırt sırta verdik çalıştık. 25 Ekim’de oğlum Emir doğdu. O zamana kadar hiç izin yapmamıştım. Oğlumun doğduğu gün izin yaptım, oğlumu ve eşimi eve çıkardığım gün 26’sında aradılar dükkanda sıra var dediler. Ben duramadım mutluluktan tekrar işe geldim. Dükkanı öyle görünce çok duygulandım.

KOCAELİ’DEKİ SON ŞUBE KARTEPE’YE

*Çok kısa sürede büyüdünüz. Şuan kaç şubeniz var? Başka şube açacak mısınız?

-Jumbo açıldıktan sonra 11 ay sonra Gölcük’teki dükkanımızı açtık. O dükkanı açarken de 40 bin liramız vardı ama bize maliyeti ise 750 bin lira oldu. Borçlandık, çalıştık, ödedik. Sonrasında francine talepleri geldi. İlk francine olarak Gölcük’ü devrettim. Şimdi ise dört ilde 9 şube olarak çalışmamızı sürdürüyoruz. Şimdi ise Kartepe şubemizi açacağız. Kocaeli’deki 10. şubemiz orası olacak. Kartepe’ye 10. şubemiz ise geliyor. 35 gün içerisinde şubemizi açmayı düşünüyoruz. Kartepe’den sonra ise bizim için Kocaeli bitmiş olacak. Başka Kocaeli’de şube açmayacağız.

*İki yıl önce burada olacağınızı hayal ediyor muydunuz?

-Bugünkü yeri hiç hayal etmedim. Bu dükkanı tutarken iki sene içerisinde ihtiyaç olursa dükkanın arka tarafını açarız diyordum. Dükkanın dolacağına inanıyordum ama sadece bekleme süresi vardı. Fakat ben bunu üç ay içerisinde değil iki sene içerisinde bekliyordum. En büyük hayalim iki şube olur şeklindeydi, böyle bir hedefimiz yoktu. En çok korktuğum ise lezzeti taşımaktı. Hala bütün malzemelerimiz Gaziantep’ten geliyor. Tüm şubelerimizde de aynı ürünler kullanılıyor, sadece meyveler farklılık gösteriyor. Mesela kadayıfımızı da kendimiz üretiyoruz ve dışarıya asla satmıyoruz.

SIRRIMIZI SADECE BEN VE AĞABEYİM BİLİYOR 

*Jumbo Künefe’nin bu kadar sevilmesinin bir sırrı mı var mı?

-Bu kadar lezzetli olmasının sırrı babamız. Babamız sağ olsun bu altın bileziği kolumuza taktı. Mesela tüm şubelerimizde tatlının şerbetini yapan bir makinamız var. Sizin de malumunuz, şerbetin içerisinde sadece şeker ve su var. Bu makine ne kadar su koyacağını biliyor, ustamız ise şekerini. Şerbet için ne kadar suyun gerektiğini sadece ben ve ağabeyin biliyor, ustalarımız bile bilmiyor.

*Babanız size destek oluyor mu? Bu süreçte bilgisi var mıydın?

-Bu dükkanı bulduktan sonra babama birlikte yapalım diye gittim. O ise bana ‘İyi bir şey olsaydı, ben niye bırakayım?’ dedi. Bende bu söz üzerine kendisine hiç bilgi vermedim. Annem her şeyi biliyordu ama babam bilmiyordu. Dükkan açılmadan bir gün önce annem babama iş yerinin fotoğraflarını gösteriyor. Babam da ‘Ne güzelmiş, neresi burası diye?’ soruyor. Annem dükkanın İzmit olduğunu söyleyince ‘Banane’ diyor. Benim olduğunu duyunca çok şaşırıyor. Çünkü hiçbir şeyden haberi yok. 2 gün sonra da sağolsun hemen yanıma geldi.

*Geldiğiniz durumdan memnun musunuz?

-Ben bu işi yapmasaydım, Kocaeli’den başkası çıksaydı ah ederdim. Ben cesaret edip yapamadım diye pişman olurdum. İşte o yüzden de şuan ki halimden oldukça memnunum.

O YIRTIK GÖMLEĞİN BENDEKİ YERİ AYRI 

*Geriye dönüp baktığınızda zor günler miydi?

-O zamanlar buradaki esnafı bilmiyorum. Gaziantep’ten tezgah geldi. Ama tezgah çok ağır. Sağ olsun onu indirirken, 6 kişi zor indirdik. Gömleğim yırtıldı o zaman. O yırtık gömleği ben hala giyiyorum. O gömlekten hala çok büyük keyif alıyorum. O dönemler çok zordu ama keyifliydi. Arabam yoktu, bir tane motosiklet aldım. Yağmurda bile o motosikletle gidip geliyordum. O dönemi hala özlediğim günler oluyor.

*O döneme ait unutamadığınız mutlaka anılarınız vardır ama sizi derinden etkileyen bir olay oldu mu hiç?

-Dükkanın ilk açılacağı gün eşimin sattığım inci kolyesinin de satılmadığını öğrendim. Kuyumcu arkadaşım Sertaç, o inci kolyeyi satmamış. Sonrasında hemen geri aldım. O sattığım inci kolyeyi de eşim doğum yaptığında hediye olarak ona tekrar geri verdim. Böylesine mutlu olduğumu da hatırlamıyorum. O kolyenin bende hikayesi de oldukça farklıydı.

SİZ VERDİKÇE ALLAH DA VERİR 

*Bu kadar kısa sürede büyümenin maneviyatla da ilgisi olabilir mi sizce?

-Biz de bir inanış var; ‘Biz verdikçe Allah da bize verir.’ Biz hep veren taraf olmak istedik. Dükkanı ilk açtığımızda post cihazımız yoktu. Gelen müşteriler kredi kartı ile ödeme yapmak istiyor ama biz de cihaz yok. Biz de o dönem kendilerine dedik ki; ‘Başka zaman geldiğinizde ödersiniz. Gelemesiniz de canınız sağ olsun.’ İzmit görmemiş böyle bir şeyi herkes çok şaşırdı. Şimdi bile hala canı istedi nefistir, parası yoksa kimse onun arkasından koşmaz. Parası olduğunda öder. Şuan Kocaeli genelinde tüm künefecilerde toplam 2 bin 500 kişi çalışıyor. Çok şükür bizimle birlikte böyle bir sektör açıldı. Bu insanların para kazanmasına vesile olmak bizi çok mutlu ediyor. Biz hala belki de çalışan bir kardeşimizin rızkını yiyoruz, bunu bilemiyoruz.

ÜNİVERSİTE KURMAK İSTİYORUM 

*Önümüzdeki dönem için hayalini kurduğunuz bir proje ya da çalışma var mı?

-Ben bu işin okulunu kurmak istiyorum. Hayalimde bununla ilgili bir özel üniversite ya da meslek yüksek okulu var. Bu okulda usta ve işletmeci yetiştirmek istiyorum. Kocaeli olabilir, bununla ilgili Gebze çok güzel bir lokasyon. Kocaeli’de yapsak çok güzel olur. 50 şube olursak bu hayalim için çalışmaya başlayacağız. Bunu Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ya da Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yapmak istiyorum. Bu okula gidenlerin başladığı gün maaşı işlemeye başlayacak, 6-7 ay içerisinde de eğitimini tamamlayıp istedikleri yerde çalışabilecek.

*Genç yaşınıza rağmen yüzlerce personeli olan bir kurumun sahibisiniz. Gençlere neler söylemek istersiniz?

-Gençler günü, o gün için yaşamamalı. Hayat gayesine biraz daha erken başlamalı. Hayata ne kadar erken başlarlarsa emeklilikleri o kadar erken olur. İlerleyen zamanda da emekli olmayı bilsinler. Ben 50 yaşımda emekli olmak istiyorum.

JUMBO KÜNEFE MENÜLERİ İÇİN TIKLAYINIZ!

14 May 2019 - 15:10 -


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Fikir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Fikir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Fikir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Fikir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.


Kocaeli Markaları

Kocaeli Fikir Gazetesi , Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 320 01 62
Reklam bilgi