Biz burada napıyoruz?

Güliz Yavuz
Güliz Yavuz

Bu hafta başka bir konuyla ilgili yazacaktım; dün gece uyumaya hazırlanırken “yok dedi iç sesim, o konu da önemli ama sonraya bırak, bunu yaz”.

Aklıma gelince, kötü bir haber gördüğümle ( benim bakış açımla tabi kötü kavramı!), ezan okuduğunda ettiğim iki dua var benim

Birincisi; zaman, mekan kavramı ayırmaksızın;” vicdanlı, merhametli insanlarla” yolumun kesişmesi

İkincisi; ölümün kendim ve sevdiklerim için en hayırlısını dilemek. Ölecek olmamız, bunu bilmemiz bu hayattaki değişmeyecek tek hakikat zaten, bunu bilerek yaşayabilmemiz de canlılar arasında insan olarak bizim farkımız…

Dualarımdan bahsettim ya yukarıda, dünyacak, ülkecek, bölgecek, şehir, köy, kasaba, hepimizin tek tek çok duaya, olumlu temennilere ihtiyacımız var.

Gidecek ne daha konforlu ülke kaldı şu dünyada; ne de başka bir şehir bu ülkede.

Olduğun yerde öylece durmak, “ne oluyor” “ biz burada napıyoruz” u bir sormak lazım gibi sanki hepimiz için.

Ve kendi kalbinizden geçtiği gibi DUA etmek.

                                     ***

Ben kendi dilimle, dua diyeyim buna, sen olumlama de, başkası meditasyon desin, bir diğeri frekans yükseltme, öteki temenni.

Önemi yok, hepsi aynı göğün altında zaten.

Yeter ki iyi olanı, daha doğrusu iyi olacağı, BÜTÜNÜN HAYRINA olanı besleyelim artık hep beraberce.

Siz en çok hangisi için dua etmek istersiniz, ben aklıma gelenleri yazıyım, siz seçin hadi;

Pandemi dünyada ve ülkemizde bitsin, insanlar hayatını kaybetmesin, yoğun bakımda “BİR NEFES” daha alabilmek için ciddi bir ölüm kalım savaşı veren canlar aramıza dönsün diye mi? Mal canın yongası, bir daha kapanmalar olmasın, daha çok insan ekmeksiz, işsiz kalmasın diye mi dua edelim?

Yangında daha çok insan, hayvan, ağaç, bitki, “YANARAK” ölmesin diye mi? Yine mal canın yongası; daha çok insan evsiz, eşyasız, hayvansız kalmasın diye mi dua edelim?

Selde sulara kapılarak evinde, sokakta arabasında, yolda “BOĞULARAK” ölen “KAYBOLAN” insanlar, canlılar için diye mi? Yine evi arabası dükkanı, yeri yurdu sular altında kalan, çamura gömülen öylece kala kalan kardeşlerimiz için mi dua edelim?

Trafik kazasında, “CAMDAN FIRLAYARAK ÖLEN” “belki uykusunda ölen” kardeşlerimiz huzurla uyusun diye mi? Trafik terörü son bulsun diye mi dua edelim? Daha çok yaptırım olsun, daha az kaza olsun diye dua edelim ?

                                     ***

Uyruğu, dini, dili, inancı, cinsiyeti fark etmeksizin aynı zamanı mekanı coğrafyayı bir şekilde paylaştığımız, paylaşmak zorunda kaldığımız, bize gösterilenlerden daha farklı kurgularla beynimize hükmeden politikalarla “ötekileştirdiğimiz, ötekileştirildiğimiz “ŞİDDET” uygulayarak ölen insanlar için mi?

Bu politikaları üreten, sürekli var eden, canı cana düşman eden politikaları yaratan insanların kalbine “merhamet” gelsin diye mi dua edelim?

Bunun için çok dua edelim ama aynı anda aynı göğün altında, ellerimizi kocaman açarak dua edelim olur mu?

Sesli dua edelim bir de, herkes kendi dilinde, birbirimizi ötekileştirmeden dua etsin bu sefer, ayrışmadan, olduğu gibi.

Bu kurgunun aktörleri “merhamete” gelsin diye dua edelim.

Tedavisi olan bir hastalık  “SMA’dan”, ilacını alamadığı için ölüme her gün bir adım daha yaklaşan, her gün ölen çocuklar için de dua edelim? Ateş düştüğü yeri yakıyor çünkü. Onların ilaçlarına bu topraklarda ücretsiz kavuşup yüzde 1 bile olsa yaşama, iyileşme ihtimallerine izin verilsin diye dua edelim n’olur…

                                     ***

Her gün başka başka şehirlerde “PARÇALARA BÖLÜNEREK” can veren kadınlar için bu vahşet son bulsun diye de açalım mı ellerimizi göğe? Ölürken çektikleri acıların yanında, geride kalan ailelerinin ömür boyu çekecekleri özlem son bulsun diye de dua edelim. Yoksa katiller en ağır cezayla cezalandırılsın diye mi dua edelim? Çok dua edelim ama, hep beraber edelim, birlikten kuvvet doğar derler ya, birimizin duası yetmezse, diğerimizinki tutsun. Çok ihtiyacımız var duaya.

Tacize tecavüze uğrayıp ölen, ölmese de ömür boyu bu yükle yaşayan yaralı çocuklar için de dua edelim bence. Onların da kendilerine bu kötülüğü yapanlarla olması gereken cezaları almayan katilleriyle aynı coğrafyada nefes alabilmesi için duaya ihtiyaçları var. İntihar etmesinler diye de dua edelim.

Yangında, selde, depremde, otobüste ölen canların yanında üç günlük dünyada işi parası ekmeği olmadığı için yorgun düşüp intihar eden insanlar için de dua edelim. Daha fazlası intihar etmesin diye koşullar değişsin, kurguyu yaratan aktörler merhamete gelsin diye dua edelim yine.

Dünyanın düzeni bu kadar bozulmuşken (biz bozduk, hepimiz!), bu kadar felaket yaşanırken hayattayken akıl ve ruh sağlığımızı kaybetmemek için dua etmek de hepimizin insanlık görevi zannımca. Kendimize, sevdiklerimize, ülkedaşlarımıza, dünyadaki canlara ruh sağlıklarını kaybetmesinler diye bolca dua edelim.

Yukarıda saydıklarım içinden seçin hadi birini, DUA ETMEK için.

Elimizden gelenin en iyisi buysa,  dua edelim. Hem de bolca…

Yasla ilgili okuduğum bir kitapta kadın bir soru soruyor kitap boyunca;  ( Sepin İnceer- Ağıtların Tanrısı)

Hayatımda duyduğum en güzel ve cevabı en zor soru;

 “BİZ BURADA NAPIYORUZ”…

- Kocaeli Fikir Gazetesi , Güliz Yavuz tarafından kaleme alındı
https://kocaelifikir.com/makale/7603730/guliz-yavuz/biz-burada-napiyoruz